
Way dünya” Kürt müziği için bir çıkış, Ayni zamanda barışın da destansı söylemi oldu. Bunun temelini oluşturan öğe nedir?
Diyar: Farklı dillerin ayni koruda seslenişidir, Way dünya . Müzik evrenseldir, sözde ve söylemde evrenselliği yakaladığı oranda başarı oranı artar. Bizler halkın sevdasını işlediğimiz sürece başarılı olmamız kaçınılmazdır. Way dünya kaset ve albümünün satış rekoru kırması, benim için, yani bir sanatçının girebileceği bir kapris, bir şımarıklıktan ziyade, işte bak bu kadar satıyor, işte ben bu kadar iyi bir sanatçıyımdan anlayışından çok, halkın duygularını ne denli iyi anlayıp, saza ve söze dökebildim sorusuna bir yanıttır. Halkın kabul görmesinin altında yatan neden birazda budur. Bu anlamda onların sorunlarını, dertlerini ya da, içindeki bulunduğumuz atmosferde çıkış noktası olabilme konusunda kendimi sorgularım..
Kaset çıktığında basının tavrı nasıldı?
Mesela “Way Dünya” kaseti Türkiye’de “sabah” gazetesi olacak şu haberi yayınlamıştı, ‘Van’da yaklaşık üç yıl önce çatışmaların durmasıyla, insanlar daha çok kültür, sanat, sporla ilgilenmeye başladılar. Daha önce bölgede dinlenen İbrahim Tatlıses, Ceylan, Emrah’ın, Mahsun’un yerine, kendi içlerinde yetiştirdikleri Diyar’ın albümlerini dinliyorlar.’ Başka sanatçılardan sanatsal olarak iyi olduğumu, ya da çok popüler olduğum düşünmüyorum. Ben böyle algılamıyorum. Burada bir gerçeklik vardı, hepimizin bildiği gibi İbrahim Tatlıses’de, Ceylan’da yada Emrah, bilmem Mahsun, bütün bunların Kürdistan’da özel savaşın ayakları durumundaydılar . Bunlar özel savaşın ayıplarıydı. Benim “Way Dünya” albümüm onlara alternatif olması müziğimin mükemmel olmasından çok, özel savaşın ayağını kıran bir yumruk veya özel savaşı tasfiye etmeye çalışan bir pozitif enerji olarak algılanmalı.. Tabi Diyar, “Way Dünya” ile yakalanan ölçü, özel savaşın tahribatlarını alternatif bir yaşam, alternatif bir müzik, kısacası alternatif bir duruş sergiliyor. Önemli olan buydu. Bu anlamda Kürt basınını eleştirmek gerekir. Basın yanın kurumlarımız yeterli bir ilgi gösterdiği veya olması gereken ilgiyi göstermedi. Reklamını bile yapmadı. Türk basın yayın kurumları o kadar kör gözleriyle görebildiği gerçekliği biz göremedik
Soru: “Way Dünya” kasetinde barış için söylediğiniz bir türkünüz var mı?
Diyar: Bizim bütün türkülerimizde bir barış mesajı, kardeşlik mesajının olduğuna inanıyorum. Biz bunu sözde belirtmesek bile müziğimizin ahenginde, ritminde ırkçılık, yada milliyetçilik yoktur.. Gerek müziğimizde gerek sözlerimizde sadece coğrafyamızda değil, bütün dünya barışın, kardeşliğin pekişmesini istiyoruz. Bunun için mücadele veriyoruz. Yani evrensel bir müziğin dili yoktur diyoruz. Yani bir insan, hiç tanımadığımız bir insana, Kürtçe bilmeyen bir yabancı; bir Kanadalı, bir Japon yada bir Arap bizim yaptığımız Kürtçe türküleri dinlediğinde orda bir ruhu okşayan orda duyguları anlayan böyle bir kardeşliğin olduğunu anlayabileceklerine inanıyorum.Bizim ne istediğimizi, halkımızın ne istediğini iyi anlamaları gerekiyor. Bu halk barışı savunduğu için yüzlerce şehit verdiler. Ve vermeye devam ediyorlar. Bende bu trajedi yaşayan halkın bir bireyi olarak, duygularını, özlemlerini, kısaca özlemlerinin sesi olmaya çalıştım.
Soru: Simdi “Tina Roje” cok ilginç ve çok güzel bir isim yani türkcesi “Güneşin Isısı. ” “Tina roje”
Soru: Sizin çıkışınız bu birikimlerin bir ürünümü?
Diyar: Kesinlikle. Bütün başarıların altında altında özgürlük hareketinin yol göstericiliği bize ilham kaynağı olduğuna inanıyorum. Her güzel türkünün dilinde, emeğinde, içinde, her güzel şeyin altında meçhul askerlerin emeğinin olduğuna inanıyorum, yani şehitlerin emeklerinin olduğuna inanıyorum, çünkü zor günde büyük yürüyüşümüzün, dermanı meşhul kahramanlar oldu.. Bu halkın görkemli ayaklanışı oldu. Bütün bu zorluklar elbette ki bizi yordu. Bu halkın çilesi, bu halkın özgürlüğe olan inancı, özgürlüğü için bu kadar görkemli bir şekilde ayağa kalkışı, bütün güzelliklerin motoru oldu. Gelişmelerin, yürüyüşlerin dinamosu oldu. Ve o yüzden diyorum, bütün güzelliklerin bu güzel günlerin yada yarınlar için umutlu olmamızın, yüreğimizdeki enerjinin beynimizdeki bilincin, gözümüzdeki ışığın, kısacası her şeyin altında büyük şahadetlerin emeğinin olduğuna inanıyorum.
Soru: Diyar heval, Koma Berxwedan ile 14 yıllık çalışmanız var. Sanıyorum, müzik çalışmanız Koma Berxwedan ile birlikte başladı.
Diyar: Evet. 1988’de. Müzik çalışmam daha öncesi de vardı, ama profesyonel anlamda Koma Berxwedan’a katılmam ile başladı. Onun öncesi amatör olarak uğraşıyordum, köyde, gittiğim yerlerde çalıp söylüyordum. Düğünlerde, cemaatlerde, insanlar sesimi seviyordu, bende onlara söylüyordum.
Koma Berxwedan şehit Sefkan ve Şehit Mizgin’in kurduğu bir grup. 1983’lerde yani 80’lerden sonra çıkan yurtsever sanatçıların, bir grup sanatçının yani bu şimdiki Kürtçe müzik yapan sanatçıların çoğunu, tamını Koma Berxwedan bunlara ayak koymuştur, bunlara ruh, bunlara cesaret vermiştir, bunları kanalize etmiştir, yine Koma Berxwedan türküleriyle özgür dağlara doğru çıkan binlerce genç vardır, ondan moral almiş, ondan ilham kaynağı olmuştur, yıllarca bu halkın moral kaynağı olmuşturonun yüce şahadetlerini dile getirmiş şahadetlere sahip çıkmış, onlar için olumsuz eserler yaratmış ve hala da devam ediyor. Koma berxwedan’in böyle bir rolü var.
Soru: Yeni müzik akımları hakkında ne düşünüyoruz? Kürt müziği bu yeni müzik akımlarının neresinde?
Diyar: Şimdi bir şansızlığımız var, Kürtlerin bir şansızlığı bütün eğitim kurumlarımız zayıf, sadece sanat konusunda değil bir çok konuda, sömürge bir halkın ebetteki eğitim kurumları eğitimden yoksun olmaları kaçınılmaz, sanatçılar içinde bu böyleydi. Akademilerimizde yada konservatuarlarımızda okuyup temelden gelmek şansımız yoktu. Kürt sanatçılar tamamen kendi öz güçleriyle, kendi çabaları ve imkanlarıyla bugünlere geldi. Avrupa’nın teknik imkanlara sahip olan ülkelerin sanattıyla, müziğiyle kıyaslamak, yarışa bilmek elbette biraz güç. Ama içerik veya zenginlik olarak Kürt müziği gerçekten çok zengin. Müzik zengin, makamları zengin.