|
rojoloji21
|
 |
« : 15 Aralık 2007, 21:52:33 » |
|
Biri Filistinde tanklara taş atar, Bombalar patlar Irakta birinin baş uçunda Ve Afrikada akbabalara yem olur biri, Ellerinde Selpaklar;ekmek peşinde dilsiz , Biçare bir diğeri…
Filistinde ölüyor çocuklarımız, Irak'ta mayınlardan, bombalardan geçiyorlar, Ne yana dönsem vuruluyor Katlediliyor çocuklar... Bakıyorum mezopotamyama, Burdada aynı ölümler , Toprak şems-i umut gibi; Faili meçhulde kalmış aydınlık yüzler, Çocuklarımı vuruyorlar... Okul yoluna koşarken naylon ayakabılarıyla, Ağabeylerindne, ablalarından kalan eskimiş önlükleriyle Yada hiç önlüğü ol(a)mayan okuluna Öğretmenlerin tayinlerini tayin ettirdiği okul yollarında vuruluyorlar Annelerinin gözleri önünde, Bir yandan düşünmeden Diğer yandan en ince ayrıntısına kadar düşünülerek Sonrası için senaryo yazılarak öldürüyorlar 12 yaşındaki uğur'umu vuruyorlar... Enes'imi katlediyorlar...
Çocuklarımı vuruyorlar... Daha tüyü bitmemiş çocuklarımı… Önce 12 yaşındaki uğurumu, Sonra enesi, Sonra mizgini, Sonra zilanı... İnsanlığımı vuruyorlar; utanıyorum akan kirletilen kandan...
Bir de bakıyorum çocuklarım sesleniyor ardımdan: Biz vurulurken hiç mi utanmadın insanlığından? Utanıyorum... insanlığımdan...Varlığımdan Ben aslında yokluğumdan utanıyorum, Sessizce oturup akan kanı seyrediyorum, Nerden akıyor bu kan? Hiç bilmiyorum... O minicik bedenlerden m? Yoksa insanlık nedir bilmeyen bu yürekten mi? Bir nefeslik sus olup oturuyorum;sessiz,kimsesiz...
http://www.ceger.net[/url] Madalyonun öbür tarafı var bide Özgürlük heykelinin altında demokrasi yaşar biri! Oxford’da adalet dağıtır öteki Tokyoda gelecek nesiller için teknoloji ilerletir biri! Amed'de barış için bir çocuk ağlar Halpçede bir yetim ağlar Irakta namus fatma ağlar Yanı başımda annem ağlar; Dağda kardeşim ölür Ey insan yeter artık! Nerdesin barış?
Nerde Adelet? Kimin elinde iki kollu terazi? Iraklı ömer babasına şiir yazarken Uğur küçük bedenine 13 kurşun alırken Ve zilan ve şilan kanlar içinde yatarken Demokrasi yağarken Irağ,Filistine Dilsiz kalırken vatanımda cocuklar ! Yinede Aşiti diye haykırabilendir halkım!
Sadece kendine değil bütün çocuklara Bütün halklara … Bütün insanlığa…
Çocuk olmak vardı sömürge altında… Şemdinlide yüzü gözü düzgün, Özü kalleş, “iyi çocuklar” kana bulamıştı oyunlarımızı..
Sonra …
…Ve sonra; Batmanda terörist diye kurşunlanan mizgin olmuştuk;sekiz yaşında! Bilmem hatırınızdamı? Saçlarından sürüklenmişti… ”Ölüm en çok bana yakışıyor” Çünkü ben Kürt kızıyım demişti ölürken! Yitirtmiştik bir can daha!
Filistinde vatanı sapanla koruyan çocuklar tanıdık, Yüreğimizden bir parça daha kaybetmiştik…
Halepçede Hiroşimada Daha dünyaya gözünü açmadan hunharca can vermişlerdi çocuklarımız…
Ve AMED benim esmer çocuğum… Yaşlarına eşit kurşunlarla katledilen çocuklarım var sende!! Vahşet bayramının en çok uğradığı acımasızca bombaların yağdığı şehir… Sana ölümü çok yakıştırıyorlar…
http://www.ceger.net[/url] Avuçlarında ve alınlarında Bir bakraç kanla doğar çocuklar doğuda Ayak izlerini bırakır eli kanlı Kader… İlkin Anneler avuçlarını açar Tanrıya... Umutla doyurulur karınları Zehir zıkkım, Seslerine acı çalar Yanıklığı bu yüzden
Onikisinde bütün çocukların adı;Uğur olur Onikisinde vurulur bütün çocuklar Ve yetmişinde gömülür! Yetişememişken güneşe…
Bir şehrin gelecek yaması, Yarınıyım umutça. Suskunca bir şarkısı, Yedi telli sazı ile anlatılamayanım.
Bir sahipsiz günün ertesiyim, Mermiler zulalanırken minik bedenimde Evrenin en büyük suçuyum, Çünkü ben Amedliyim…
Söyleyin! Hangi düş misafir olur geceme? Hangi mermi es geçerde Aydınlık düşer gözlerime?
Düşünün bir! Bir çocukluk düşünün ki; Çikolata hesabı yok!
Bir çocuk düşünün ki; Oyunların hayalinden Gerçeğin ateşine düşer! Büyüklere değmezken mermiler, Yüreğinde saydırılır birer birer.
Bir çocuk düşünün önce Sonra ekleyin bir taşı düşünüze, Dikkat edin,burası Amed! Kan düşmesin çocuk gülüşünüze!
Sımsıkı tutun o taşı Sımsıkı fırlatın geleceğe! Çünkü o gelecekte mermiler sıkılır Ezilir tüm canlılar, Bakılmaz böceğe,çiçeğe…
Eğer Amed’de iseniz Ve çocuksanız! Durmayın! Daha fazla yasallaşmadan, Düşmeden yakanıza ölümler! Kaçınız! Bir mermide değmeden size! Ne olur kaçın Yalvarırız…
Hani bir an gelir kelimeler tıkanıp kalır boğazında Söylemek istersin Nefes nefese kalırsın Sessizliğin çığlığında boğulursun Masum masum bakarsın Ama! İçinde volkanlar patlar...
Batmanı düşünürsün Uçurtmalar uçurttuğum sokaklarını, Güneşle oynadığımız nar ağacının gölgesini Sonra elindeki simidi paylaştığın canların Dostlarını, Arkadaşlarını...
Ama o canlar orda kaldı… O simitler yarım kaldı… O sokaklar boş artık… Terk ettim çığlıkları! Susuyorum artık.... Bu defa ki belirsiz bir suskunluk Ama hep umudum var Doyasıya çığlıklı bir yaşama dair!
Uğur duyacak beni!
Ağlamayacak artık annesi!
Ve doğacak ansızın yüreğim üzerine,
Amed güneşe bakacak....
Dicle,Fırat coşacak Çığlığıma koşacak.. Martılar uçuşacak, Sahil bana gelecek Yıldızlı gecelerde, Yyakamozlu bakışlarda
Şiir yazacağım ey halkım diye...!!!!
"Alın elinize Kawa'nın ateşini Doldurun Yüreklerinize umudu Gözbebeklerinizden ışık saçsın Mezopotamyanın çocuklarına!"
Toprak kokusu saracak her yanım, Çocuklar ölmeyecek artık... Huzurla dolacak köydeki ocağım, Emeğimin hakkını alacağım! kendi toprağımda kendimce yaşayacağım!
Ve yaşamak için ölmeyi bile göze alacağım...
Çünkü yaşam benim yaşamım
Hayat benim hayatım
Toprak benim toprağım
Çocuk benim çocuğum
Ölen benim yaşayan benim
Toprak benim
Anne benim
Baba benim
Vicdan benim
Namus benim
Din benim
Kürt benim
Kavga benim
Barış benim!
Uğur benim yarım kaldı ömrüm ; Babam gözlerimin önünde vurulduktan sonra; solan renk benim, Enes benim, Zilan benim, Şevin,rojhilat,feride ana benim! 12 eylül 2006'da Amed'de katledilen tüm çocuklarla Herbir parçam dağıldı benim! Kaldım ben koşuyolunda. Ben kaldım ölen çocuklarımın sayılarını saymaya, Öyle çoklarki,benim yüreğim dayanmazken bu ölümleri saymaya, Çocuklarımızı vuranlar, Sizdeki kalp nasıl durur yerinde halen? Ben çocuklarımın gözlerine bakamazken, Sizler nasıl aynı gökyüzünü, Aynı şehiri paylaştığınız, Çocuklarınızın arkalarından vurabiliyorsunuz?
Sizide bir ana doğurmadımıki? Bizim umudumuz çocukların sahibi; Feride anayı vuruyorsunuz?
Ey azadi bu kadar zormusun ?
Ey azadi bu kadar hainmisin?
Ey azadi bu kadar uzakmısın bize?
Ey azadi ne kadar ağlaycak bu Mezopotamya?
EY AZADİ EY AZADİ!!!
YOK DEDİKLERİ DİLLERDE AĞLADI ANALAR HER DEFASINDA BİTKİN, YİTİK, KÜSKÜN DÜNYAYA UTANDI BAŞINI EĞDİ İNSANLIK GÖZLERİ LAL,DİLİ KÖR DUYMAZ UNUTMAMASI GEREKENLERİ KAÇTI HER DEFASINDA VİCDAN DEDİKLERİ !
Dökülevirdi son demde tek damla kan Hüzün sarmalardık, Sarardık acıyı Yırtardık özümüzden umutları! Az değil binlerce yitik sevda, Onbinlerce dökülmüş bahar yaprağı…
Yağdı gözlerimizden nisanın yaşı Aktı, soldu görmeyi istedikleri düşler!
Güneş doğudan doğuyordu Ama Neden karanlık hala? Neden acıklı? O hırçınlık neden masumiyete bırakmış yerini Anaların yüzü neden hicran dolu? Güneş yüzlü çocuklarımız Ya onlar? Onlar neden suskun? Yoksa oyunlarınımı çaldılar Arkadaşlarınımı aldılar Bir evcilik oyununda, Polisce, Ve sinsice?
Susmayın n'olur Çığlıklarınızla inletin Amed’i Oyunlarınızla şenlendirin Mardin’i Yüzünüzle ışık saçın Batman’a… Ey güzel doğum, Güneydoğum!!!
Ağıtlar yakılan yollarında Mesken tutulan toprağım! Türkü gözlüm Ya sen? Türkülerin o en acımasız yanını andıran gözlerin? Hiç bitmesin istiyorum bu türkü...
Belki birgün stranlarımızı dağlarda Belki birgün klamlarımızı Semalarda beraber sonuna kadar Aheste aheste okuruz....
Şiir tadında
Türkü tadında
Toprak tadında olsun yazdıklarım, Kana bulanmamış!
Belki bir gün seninle asumanın en güzel yerinde Barışı yakalarız....
O zamana kadar kendine iyi bak n’olur O umudun verdiği güçle Bekliyorum seni, Gittiğin, Beni bıraktığın yerinde…
Bunu utmamak, Untulmamak adına....
Baskın var direnen yüreğime Dirhem dirhem eriyen insanlığa, Baskın var hür irademe Kan damlayan tutsak bedenime , Baskın var muzaffer gözlerime. Baskın var, Barışa giden yol'dan alıntıdır Ustalara saygı Haksızlığa kelepçe vuran dilime Baskın var, Yok edilmeyen inancıma…
Herşey sende saklı Adımlarıma gem vurdum gittiğin o günden beri Herşey senin o cenet kokan saçlarında güzel Senin yokluğun beni yoksul, Beni çağresi, mahküm eder göz yaşlarına…
Annem senin sevgi dolu umut gözlerindir. Ellerimi yaşama bağlayan kolum, Kırılsada yüreğimle dallarımı yarın için saran Herşey senin ilk gülüşünle Ve bana yavrum demenle başladı anne Ölsemde toprağımın üstünde bir kırmızı çiçektir hasretin bana Ben hiç gidemem ki anneciğim senden! Beni senin olmadığın bir dünyada halini kuru, Hhasretinde yanmalara bırakma!
Gidersen şunu bil annem; Ben senden önce ordayım Ben tepeden tırnağa Kürdistanım ben İsyanlarda boğulmus! Ama asla yılmamış bir ananın Sabır göz yaşlarıyım.
Ben kurdistanım dağlarında öksüz kaldığım Ben mezopotanyayım özgürlüğüne susadığım Ben bi anneyim,gözlerimde yaşların eksik olamdiği bir şark Ben bi faili mechul cinayetim bir hiç yerine öldürülenim Ben kürdüm özgurlüğünde hasret kokan bi sevgili gibi Ben bi aşitiyim Ben azadiyim Ey torağinda barışa,özgurlüğe,demokrasiye hasret mezopotanyam!!
|